Genel Müdür Yardımcınız Brütüs olabilir mi?

Orta büyüklükte bir banka.
Bankanın avukatı, aynı zamanda Genel Müdürün akıl hocası. “Bu adamı yanında tut, üçüncü gözün gibi düşün” demiş ve bizimle çalışmayı tavsiye etmiş.
Genel Müdür, çok entellektüel, tarihe, sanata meraklı bir kişi.
İkna edici gücü var, insan odaklı.
6 tane genel müdür yardımcısı var, 5 tanesi uzman ve detay odaklı bir tanesi iş bitirici ve sonuç odaklı.
Bankanın yönetim ekibi, işi rutin ve denetleme olarak görüyor.
3 yıllık yol haritamız:
Genel Müdürü, bankalar arasındaki rekabette başarılı olmak için yönetim ekibini uzman ve detay odaklı kişiler yerine iş bitirici ve sonuç odaklı kişilerden oluşan bir takıma dönüştürmemiz gerektiğine ikna etmek,
Bankanın şu anki uzman kişilerden oluşan yönetim ekibini iş bitirici kişilerden oluşan bir takıma dönüştürmek.
Bunun için yönetim ekibindeki iş bitirici genel müdür yardımcılarının sayısını önce ikiye sonra üçe, dörde çıkarmak, bankada yaşatmak ve başarılı olmalarına yardımcı olmak. (Banka genelinde 50 tane direktör ve müdürü taradık, 5 tane iş bitirici gücü olan kişi bulduk, 2 tanesi genel müdür yardımcılığına terfi ettirilebilir.)
Böylece bankanın yönetim ekibinin gücünü yükseltiriz, bankaya dinamizm kazandırırız ve bankalar liginde daha üst sıralara çıkmasını sağlayabiliriz.
Genel Müdür, iş bitirici kişileri pek sevmiyor, biraz kaba ve çıkarcı buluyor.
Ama şu an üst yönetim ekibindeki tek iş bitirici genel müdür yardımcısı farklı.
Onu pek seviyor, konuşmasına, İngilizcesine, entelektüelliğine, giyim, kuşamına, zerafetine bayılıyor ve kendisinin halefi olarak görüyor.
Genel Müdür, “onun iş bitirici gücü olduğunu” söylediğimizde ve bankanın iş bitirici yönetici havuzundaki diğer kişilerle karşılaştırdığında pek benzerlik kuramadı.
İş bitirici genel müdür yardımcısı ile birlikte Bebek Balıkçısı’na öğle yemeğine gitmiştik, bilgisinden ve tarzından ben de çok etkilenmiştim.
O gün Genel Müdürle görüşmeye gittiğimde, asistanını çok gergin buldum.
Genel Müdürü’ de ilk defe bu kadar endişeli görüyordum.
Ama bir şey söylemedim, sessizce konuyu açmasını bekliyorum.
Kahvelerimizi içtik.
“Bir saat önce senin yerinde, iş bitirici genel müdür yardımcısı oturuyordu. Bana ‘akşama kadar istifanı yaz, eşyalarını topla, ofisi boşalt, yarın da gelme, artık Genel Müdür benim’ dedi ve gitti” dedi.
“Ne yapalım?” diye sordu.
Ben de “hemen işten çıkartın” dedim.
“Hissi davranmak istemiyorum, bu gece bir üstüne yatalım, yarın yine görüşelim” dedi.
Ertesi gün yine Genel Müdürün yanına gittim.
“Avukatımla (beni tavsiye eden) konuştum, mahkemeye vereceğim” dedi.
“Tamam” dedim.
Aradan bir hafta geçti.
Hiçbir haber yoktu.
Bankaya geldim, üst yönetim katında, iş bitirici genel müdür yardımcısı ile karşılaştık, gayet halinden memnundu, bana gülümsedi ve “Ne kadar önemli bir iş yaptığının farkındasın değil mi? dedi, ben de “evet” dedim biraz şaşkınlıkla.
Genel Müdüre, “Ne oldu? İş bitirici genel müdür yardımcısını işten çıkardınız mı? Mahkemeye verdiniz mi?” diye sordum.
“Hayır vazgeçtim” dedi. “Öyle hatırlı kişiler aradı ki şaşarsın, bu daha çocuk, ne yaptığını bilmiyor, sen büyüksün bir cahillik yapmış, affet, bu olay duyulmasın, bildiğin gibi çok potansiyelli bir çocuk, lekelenmesin dediler, düşündüm, affettim” dedi.
Ben de kişisel olarak böyle bir karar verebileceğini ama Banka Genel Müdürü olarak böyle bir karar vermesini doğru bulmadığımı, tarihten hem Roma hem Osmanlı döneminden verdiğim örneklerle anlattım. Atatürk’ü çok severdi, Atatürk’ün İzmir suikastine karışan çok yakın arkadaşlarını dahi affetmediğine dikkat çektim.
Genel Müdür, “bunları bildiğini ama iş bitirici genel müdür yardımcısının çok duygusal olduğunu, başka insanların etkisi altında kalarak böyle bir şey yaptığını düşündüğünü, zaten kendisine gelip, ağlayarak özür dilediğini, olayı fazla büyütmemizin doğru olmadığını ve aramızda kalması gerektiğini” söyledi.
“Tamam” dedim ve dosyayı kapattım ve bir daha da kimseye bahsetmedim.
Çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Aradan altı ay geçti.
Genel Müdürle kahve içiyoruz.
Asistanı içeri girdi, Büyük Patronun yani Yönetim Kurulu Başkanı’nın, Genel Müdürü odasına çağırdığını söyledi.
Bu pek hayra alamet değildi, çünkü Yönetim Kurulu Başkanı, Genel Müdürün arkadaşı gibiydi, odasına gelir şakalaşır, futbol ve siyaset muhabbeti yapardı.
Genel Müdür gitti, yarım saat sonra geri geldi, yüzü kireç gibiydi.
Yönetim Kurulu Başkanı istifasını istemiş, eğer istifa etmezse savcılığa suç duyurusunda bulunacağını söylemiş.
Kendisine gelene bilgilere göre, genel müdürlüğün ve şubelerin inşaat, tadilat, dekorasyon hizmetlerini sağlayan firmaya rayicin çok üstünde ödemeler yaptığını ve bankayı büyük zarara uğrattığını söylemiş ve kendisine bunu hiç yakıştıramamış.
Genel Müdür’de o firmayla yıllardır çalıştıklarını, firmanın sadece inşaat, tadilat, dekorasyon işlerini değil internet, bilgisayar servis desteği ve büro malzemesi tedariğini de yaptığını, ödenen bedele bütün işlerin dahil olduğunu, kendisinin bırakın bankayı zarara uğratmayı, bankanın maliyetlerini önemli miktarda düşürdüğünü söylemiş. “Bana inanmıyorsanız teftiş kurulunu harekete geçirin, haklı olduğumu göreceksiniz” demiş ama Büyük Patronu ikna edememiş.
Genel Müdür istifa etmek zorunda kaldı.
İş bitirici genel müdür yardımcısı yeni Genel Müdür oldu.
Ofisini ve makam arabasını yeniledi.
Kemer Country’deki Genel Müdür lojmanına taşındı.
TV’lere, gazetelere, dergilere çıktı, davetlere katıldı, toplantılara sponsorluk yaptı.
Bankacılık sektöründeki parlak genel müdür olarak takdim edildi.
Sektörün geleceğini anlattı, dijital bankacılık vizyonunu paylaştı.
Güzel konuşmalar yaptı.
Banka, bankalar ligindeki sıralamada daha alt sıralara düştü.
Bloga dön