Sayın Patron,
Gece gündüz kafanızda bu sorunun dolaştığını, sizi hem uykusuz bıraktığını hem de heyecanlandırdığını biliyorum.
İnanın bu huzursuzluk çok tatlı bir huzursuzluk.
Bulmaca çözerken o kelimenin bir türlü aklınıza gelmemesi hali gibi.
Keyfini çıkartın.
Merak etmeyin zihniniz, eninde sonunda bu sorunun cevabını bulup, bilincinize getirecek.
İzin verirseniz, bizde bu soruya bir cevap sunmak istiyoruz.
Belki bu da size kendi cevabınızı bulmanız için ilham verebilir.
Bize göre işinizi en sağlam şekilde büyütmenin yolu siyasi bağlantılardan, daha büyük patronlarla kuracağınız ortaklıklardan, size destek verecek topluluklardan çok iş bitirici özelliğini kullanabilmenizden geçiyor.
Bu özelliğin illa sizde olmasına gerek yok ama siz bu özelliği olan kişileri para, statü, makam, mevki imkanlarıyla cezbedebilmeli, güvenlerini ve saygılarını kazanabilmelisiniz.
Böylece onları yönetebilir ve liderlik yapabilirsiniz.
Çevrenizde iş bitirici kimler var?
Genel Müdürünüz iş bitirici mi?
Avukatınız iş bitirici mi?
Ya mali müşaviriniz?
Peki akıl hocanız?
Şirketinizdeki kaç iş bitirici kişi çalıştırıyorsunuz?
Daha önceki makalelerimizde yazmıştık, iş bitirici yöneticiler şirketlerin lokomotifidir.
Şirketinizde ne kadar çok lokomotif varsa potansiyel olarak şirketinizi de o kadar büyütebilirsiniz.
Çünkü bu lokomotifler arkasına takılan vagon katarlarını alır götürürler.
Fakat bu lokomotifleri yönetmek zordur.
Kendi başlarına bırakırsanız sorun çıkarırlar.
Onları hep istim üstünde tutabilmelisiniz.
Bunu da “gerçek bir patron” olma sınavı olarak görmelisiniz.
Ancak bu sınavı geçerseniz, patron olarak toplumdaki statünüzü, rütbenizi devam ettirebilirsiniz.
Bir patronla çalışıyorduk.
Bana başlıktaki soruyu sordu.
Bizde önce “iş bitirici, lokomotif bir Genel Müdür bulmalısınız” dedik.
Patronun gözüne kestirdiği kişilerin bir listesini yaptık, bu kişilerle yemek yedik.
Testler yaptık, vaka ödevleri verdik, sunumlar yaptırdık.
Sonunda ben iş bitirici lokomotif Genel Müdür adayı olarak sektörde çok iş değiştirmiş, biraz da huysuz, kavgacı olarak bilinen bir kişiyi önerdim.
Patron içinde böyle bir kişiyi Genel Müdür olarak işe almak büyük riskti.
Ben, patrona bu kişiye yetki, statü, rütbe verirsek enerjisini huysuzluk ve kavgacılık yerine işe vereceğini ve şirkete kazandıracağını söyleyince ikna oldu.
Artık Patronun iş bitirici bir Genel Müdürü vardı.
İş bitirici Genel Müdür, beklediğimiz gibi şirketi kısa sürede sektörde iyi bir noktaya getirdi.
İşler yolundaydı.
İki tarafta memnundu.
Patron kendisine göre Genel Müdüre çok iyi maaş ve prim ödüyordu.
Piyasada başka hiç kimse ona bu kadar maaş ve prim ödemezdi.
Ben “bu iş bitirici, lokomotif Genel Müdür’ü sadece verdiğiniz maaş ve primle elde tutamayız, ya hisse verelim şirkete ortak yapalım, yada o bir şirket kursun, kendi işinin patronu olsun bizim bayimiz olarak çalışsın ve bizde teşvik edelim, destekleyelim, böylece uzun vadede aynı saflarda devam edebiliriz, esasen bütün iş bitiriciler için lokomotifle için aynı yol haritasını takip edelim, böylece işi en sağlam şekilde büyütürüz” diye bir yol haritası sundum.
Patronumuz pek sıcak bakmadı, “Yerine kimi koyacağız ki?” diye sordu.
İş bitirici bir satış direktörü almıştık, onu önerdim.
Ama patronumuz bu kişinin sadık ve güvenilir bir kişi olmadığını düşünüyordu ve ona karşı mesafeliydi. Önerimizi kabul etmedi.
Sayın Patronum burada çok önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bunu söylediğim için lütfen beni affedin, belki bin kere duyduğunuz bir şeyi tekrar ediyorum ama işe duygularımızı karıştırmamalıyız.
Bir kişiyle ilgili hisleriniz tabi ki çok önemlidir.
Ama bu hisleri yönetmeniz de çok önemlidir.
Evet siz patronsunuz, toplumdaki statünüz, rütbeniz en yüksekte ama neticede siz de bir insansınız.
Siz de insan doğası gereği kendinize benzeyen kişileri beğenir, kendinizden farklı kişileri beğenmeyebilirsiniz.
Fakat işi sevdiğiniz insanlarla değil işin gerektirdiği insanlarla çalışarak sonuç alabileceğinizi de hep aklınızda tutmalısınız.
Sürçü lisan ettiysek affola.
Vakamıza geri dönelim.
Bir süre sonra ne oldu dersiniz?
Genel Müdür aniden istifa etti.
Başka bir patron ona sermaye ve ortaklık teklif etmiş, o da kabul edip, kendi şirketini kurmuştu.
Patron bu duruma çok sinirlendi ve bu durumu büyük bir ihanet ve ahlaksızlık olarak gördü.
Ama iş işten geçmişti.
Ders çıkartıp önümüze bakmalıydık.
Bana göre birinci stratejik hatamız elimizdeki Genel Müdürü kaçırmaktı.
Buna rağmen ikinci stratejik hatayı yapmayabilirdik ama onu da yaptık.
Elimizde hala iş bitirici bir Satış Direktörü vardı.
Patronun gözünde bu kişinin “güvenilmez ve aç gözlü” bir imajı vardı.
Ben tüm çabama rağmen bu imajın gerçek değil patronun hisleri olduğunu ve işin geleceği için bu hisleri yönetmemiz gerektiğini anlatamadım.
Patron, tam bir savunma refleksiyle “sadık ve tok gözlü” olduğu için Finans ve Mali İdari İşler Direktörü’ nü Genel Müdür yaptı.
Satış Direktörü, kendisinin Genel Müdür yapılmadığını görünce, tüm ısrarlarımıza ve olağanüstü maaş ve prim teklifine rağmen istifa etti, gitti ve eski Genel Müdür’ün Satış Direktörü oldu.
Şimdi yeniden başa dönmüştük.
Biz de bu arada bir kaç tane iş bitirici yönetici bulduk ama tutamadık.
Ben de patronla iş bitirici yöneticiler arasındaki doku uyuşmazlığı sorununu çözemedim.
Onlarda patronun gözünde kabul görmediklerini anlayınca kısa süreli çalıştılar ve ayrıldılar.
Patron artık benimle ve benim iş bitirici yönetici dediğim kişilerle çalışmak istemediğini çünkü bunların aslında hain ve ahlaksız olduğunu, bu insanlardan midesi bulandığını artık oyunu kendi bildiği gibi oynamak istediğini söyledi, teşekkür etti ve başarılar diledi.
Ben de ona teşekkür ettim ve başarılar diledim.
Sayın Patronum, zamanınızın çok kıymetli olduğunu biliyorum ve sözü uzatmak istemiyorum.
Meramımı anlatabildim değil mi?
Keyifli bir hafta sonu diliyorum.